8.500 yıllık bir tarih, 3 İmparatorluk, her attığınız adım ayrı bir öykü ya da tarih kokar.
Aşıklar şehri; asırlara savaşlar, aşklar, bitmeyen öyküler sığdırdı ama bir öyküsün ateşi hiç sönmeden günümüze yansıdı.
17 Ocak 1909 yılında yanmaya başlayan bir aşk yada şiir kıtası, göz yaşları mutluluklar eşittir bir var olma savaşı!!!
Hayatın adıdır derim futbol için yazılarımda, zaman zaman çok benzerler birbirlerine hüzün ve başarıyı bir arada yaşarsın bu iki hikayenin içinde.
Takımına gönülden bağlı olan içinde normal seviyede destekleyen içinde bir başkadır bu masalın adı, hem ağlar hem anlatırsınız anılarınızı.
Uykusuz bir gecedir bu maçtan bir gün öncesi aşıklar şehri, İstanbul’un iki yakası içinde!
Bu sevdayı çocuk yaşlarda yaşamaya başladım. Galatasaraylı bir babanın tek erkek çocuğu olarak.
Rahmetli ile aynı tribünde olmak nasip olmadı ama son dönemlerdeki gibi değildi. Gerçek bir rakip gibi mutluluk verir, hırs duyardım.
Saygı öylesi özeldi, birbirimizi kırarız diye benim tribünde olmadığım hiçbir derbiyi aynı ekranda ya da odada izlemezdik.
Radyosunu alır odasına çekilir, kazansalar ya da kaybetseler yanlış bir anlama olmasın diye odasından çıkmaz, ertesi gün öğlene kadar ilk konuyu ben açana kadar evde ses çıkmazdı.
Gülümseyerek dersiniz: Hayat diyorsun, hayat eskisi gibi mi? Rakip eskisi gibi olsun!!!
Yine gecesinde uyumakta zorlandığımız dev bir güne uyandık.
Kadıköy’de esnaf olmanın güzelliği ayrı, derbinin başkentinde yaşıyorsun maç öncesini, çok güzel ve özeldi maç öncesi yine!
Sabahın erken saatlerinde koştu; SARISINA- LACİVERT olan renktaşlar, Kadıköy yeri geldi çınladı, yeri geldi meşaleler ile yandı.
Dışardaki coşkunun yarısı ne mabedin içinde ne de takımda vardı.
İlk düzgün pozisyonumuza 45 artı 5te girdik. Maximin tek başına didindi.
İsmail Yüksek kaybettiği toplar, Tadic yokluğu ile takımı eksik oynatırken, rakibe önde baskı şansı tanıdı.
İlk 15 dakikadaki kıpırdanmaya tribün ayak uyduramayınca rakip tamamen rüzgarı arkasına aldı.
Yediğimiz goller sonrası her şekilde yenilgiyi kabul eden görüntü çubukluyu taşıyan hiçbir isme yakışmadı.
Futbolun ve büyük maçların kalbi orta sahadır ve rakibe maçın kalbini net şekilde teslim ettik.
Sol kanadımızın aksaklığı geçen hafta net belliyken, bu noktaya önlem almamak büyük hataydı.
Bağlantı oyunumuzun yokluğu, karşımıza üretkenlik adına kocaman bir sıfır olarak yansıdı.
İkinci yarı ise, istekli başlangıç net şekilde rakibin fizik üstünlüğüne kaybetti.
Rakibin 3. golü sonrası ise oyun tamamen mayın tarlasına döndü.
Oyuncu değişlikleri tamamen fiyasko oldu.
Zaten iyi olmadığımız orta alanı rakip geçiş oyunları ile daha rahat eline aldı.
Bu maçın özür kısmı hiçbir şekilde kabul görmez, sığınılacak herhangi bir bahane yok.
Bek oyuncularımız sahada yoktu derim ama bundan sonraki oyunlar için de yetersiz bir görünüm sergilediler.
Pas hataları iletişimin ne kadar yetersiz olduğunun göstergesiyken rakibin aldığı önlemlere ve oyun tuzaklarına hiçbir şekilde karşılık verememek oyun içinde hiçbir ekstra planın olmadığının bir diğer net göstergesi…
Bundan sonrası için söyleyeceğim de toparlanma sürecine girmek çok kolay olmayacak ve sonraki hafta hiç hafife alınmayacak bir deplasman var.
Takım tamamen sonucu kendi elleri ile belirledi ve tempoya doğru karşılığı veremedi.
Maç sonu as başkanımızı açıklamaları yine pembe bir tablo üzerineydi.
Ama artık gerçekleri bir an önce görme zamanı geldi. Kimsenin eski topçusunun yaptığı bizi ilgilendirmeyecek.
Her hangi yönetici yada futbolcu askeri kıdem almayacak. Bu işler çok önce bitmeliydi ama cumartesi akşamı kesin bitişin benim ve aynı düşünenler için başlangıcı oldu.
Bizler sonsuz sevda ve inanç ile desteklemeye devam edeceğiz ama hiç bir galibiyet cumartesi akşamının affı olmayacak.
TAKIMIN BELİRLEDİĞİ SONUÇ
755