Aşıklar şehri, İstanbul soğuk ve karlı günleri yavaş yavaş geride bırakıyor.
Kulübümüzde hızlı bir şekilde şehrin hava durumuna uyarak havasını hızlıca ısıtıyor.
Başarı birliktelik ateşini yakmış durumda, kaybedilen önemli yılları geri getirmek mümkün değil ama önümüzdeki sezonlar için birliktelik ateşinin içimizi daha fazla ısıtması geriyor.

30. Hafta maçları sonrası tırmanan yükseliş kalan haftalar adına, Şampiyonlar Ligi şansını getirmesi camianın tamamını önemli bir havaya soktu.
Oyuncu grubunun ne kadar payı var ise bir fazlası, İsmail hoca ve ekibinin büyük bir öz veri ile sezonun sonu yaklaşmasına karşın eksikleri tek tek gideriyorlar.

Ülke futbolumuzun temeli fizik güç içeriyor, sezon başı bu konu üzerinde durmayan, Victor hoca ve ekibinin defosunu bu kadar kısa zamanda bir noktaya getire bilmek ayrı, sezon sonu belki bu koltukta kalmayacağını  bilerek sevdalısı olduğu renkler için savaş vermek ayrı saygıyı hak ediyor.

Kısa süre içinde zorluk seviyesi yüksek maçları yıpranmış bir ekiple oynamak her baba yiğidin harcı değil. Özellik ile takımımız kimliğini, Giresun deplasmanında bulmaya başladı.
Bu maç ve paralelinde oynanan tüm oyunlar içinde ayrı bir hikayeyi barındırdı.
Haldır haldır hücum futbolunu izlemekten ise çeşitli oyun sistemleri ile sonuç bulmak hem oyunun doğası olan heyecanı hem içimizdeki ateşi diri tutuyor.

Giresun ve Alanya deplasmanları hızlı geçiş oyunlarının skora yansıması, iki maç özelinde takımımız akıllı oyunu ile dikkat çekti.
Oyunların bazı bölümlerinde üstünlük ev sahibi ekiplerin olmuş olmasına karşın rakip sahada skora takım birlikteliği ile ulaşmak çok değerli.

Akan oyunu böylesi deplasmanlarda rakibin önünde oynamak aslında takımın önemli bir potansiyeli olduğunun göstergesi.
Doğru olduğunu bilsem dahi bizlerin sığındığı pek çok konu oyuncuların koruma kalkanı olmuş. Hakem hataları ve bazı ekiplerin aşırı kayrılması bu sezona özel bir olay değil, kolay yön göstermemiz oyuncu grubunun öz güven kaybına yol açmış.

İçeride oynadığımız, Trabzon maçı yine hakem hatası ile anılan ve bu sayede geriye çekildiğimiz bir oyun tek farkı yenilmeyi kabullenmeyen bir oyuncu grubu işte böyle oyunlar sahadaki oyuncu kadar taraftarında öz güven kazanmasını sağlıyor.

Ara öncesi konuğumuz olan, Konyaspor  takımı bulunduğu noktaya ülke futbolu adına gerekli fizik güç ile gelen bir ekip…
Takımımız oyunu akıllı bir şekilde kontrolünde tutu, bu tür takımlar ile oynar iken en kilit nokta oyunun üstünlüğü skor olarak geriye düşmüş olsan dahi rakibe sana kaybetmeyeceğim mesajını açıkça veriyorsun.

Maç sonu başarı işte bu şekilde geldi. Arada bahsetmediğim, Kasımpaşa maçı ise aslında son altı hafta oynanan ve kazanılan 16 puanın en önemli parçası, hava şartları göz önüne alınır ise aklı başında oynanmış bir deplasman oyunu diye bilirim.
Rakibin yükselen grafiği ve takım içindeki uyumları bize akan oyun ve baskılı oyun yolunu kapattı, skor bekleyerek önemli dakikalar içinde alınmalı ve profesyonel bir yapıda korunmalıydı.
Keza Giresun maçı sonrası yine evimizde oynadığımız, Hatay maçı çok kişiye sıkıcı gelmiş olsa bile kazanılan öz güvenin değerli parçalarından bir tanesi, bu oyunda serseri bir mayın gibi geldi geçti ama rakip takımın aslında dengesini bozan güzel tuzaklar sahaya kuruldu ve skor ile birlikte rakip zihin olarak geriye çekildi.
Puan tablosunu bu maç sonrası kontrol altına aldık ve diğer rakiplerimize daha rahat kendi oyunumuzu kabullendirdik.

Yol son 8 hafta hedef için bir adım daha açık, belki şampiyonluk gelmeyecek ama önümüzdeki güzel sezonlar için güneş bu güzel kış aylarını içinde doğmaya başladı.
Yanlış beklentilerin getirdiği kayıp yıllar biz doğru şekilde bu takımın arkasında durur ve imkansız hayallere kapılmaz isek bir daha canımızı yakmayacak.

Kişilerin değil işini hakkı ile yapan insanların alkışlandığı gün özlenen kupalar takım kaptanımızın ellerinde yükselecek. Tek kimlik ve değer FENERBAHÇE unutmayın…
Sevgi ve saygılarım ile caddede omuz omuza şampiyonluğu kutlayacağımız adil ve emek ile kazanılmış başarı çok yakın!!!