Üst üste iki kritik nöbet nedeni ile yazılarıma ara vermek zorunda kaldım.
Kimi takipçim Konya maçı sonrası küstüğümü düşünmüş yazı yokluğunda, 30 Ağustos ve takip eden pazar nöbetleri iki maç yazısını kaçırmama sebep olsa bile sağlık için mücadele vermek çok güzel.

İki maç ayrı ayrı hikayeler yansıttı sahaya hayata benzer dedim futbol bir kez daha sizlerde katılırsınız.
Konya maçı zorluk derecesi yüksek bir oyundu ve sınıfta kaldık. Kayseri maçı benzetmeme ne kadar katılırsınız bilemem ama tam bir serseri mayın rakip ve oyunu oynamamız gerektiği gibi oynayarak kazandık.
Memnun olmadığımız noktalar olsa dahi takım gelişime açık düşüncesi ile Avrupa ligi ilk maçı için sahamızda, Kiev takımını konuk ettik.

Eksiklerimizi gidererek daha çok birlikte çalışarak pek çoğumuzun aklında mızrak gibi saplı kalan şampiyonlar ligi ön elleme turu maçlarının rövanşını ve grubun ilk maçını doğru oyun ile kazanmak harika oldu.

Doğru oyunu oynamak için mücadele eden oyuncularımız, 90 dakika boyunca savaştı.
Sahayı izleyen aklı başında bir spor insanı ve taraftar maçın sonunda rakip teknik adamın yaptığı açıklamaya yüksek sesle gülmüştür.
Oyuncularım hastanelik oldu diyerek bulunduğu basın toplantısından kaçan adamın futbol adına konuşacak bir tek kelimesi yoktur demektir.
Bu ismi sezonlar boyu futbolumuzun başına prens yapan yönetici ve basında gelsin yorumu ve ülkemizde takım çalıştırmalı diyen her bir isime selam olsun.

Biz en iyi olduğumuz noktaya yeşil zemine dönelim, takımımız ile tempolu futbolu oynarsanız işiniz çok zor.
Buna karşılık verecek takımlar olacak işte o gün karşılık veren rakibi ve takımımızı izlemek gözlerimizin basını silecek, dün akşam sahada aynı teknik adamı gibi kötü niyetli bir rakip vardı.

Oyunun temposunu düşürmek için ellerinden geleni yaptılar, kendi yaptıkları faullerden utanmak yerine maç sonu birde konuştular.
İstatistik konusunu pek sevmem ama maç sonu hocamızın dedikleri tamamen doğru, hocamız ilk 10 dakika 8 faul yaptığını söylüyor rakibin ben daha fazla olduğunu yazsam sanırım kimse yadırgamaz.

Maç öncesi beklentim kendi adıma önde baskımızdı, hocamız oyunu öyle güzel okumuş tebrik ediyorum.
Oyun alanına doğru yayılan ve minik baskılar yapan oyuncularımızı maçın oynandığı süre içinde izledik.

Yerden kalmayan ve faul yapmayı futbolun dili sanan rakibimiz bunun dışında tempoyu yakalamamız için kendi yarı sahasındaki oyun alanlarını çok doğru kapatmayı başardı.
Rakip takımı bizim ilk elemeler sonrası izleme şansım oldu ve her maç bir adım daha geriye gidiyorlar. Bu yaşadıkları ortam nedeni ile kabul görüle bilir ama bir meslek yapıyor ve bunu izletiyorsanız ya hep ya hiç demeyi bileceksiniz.
Beklediğimiz gol duran top sonrası geldi, rakibin oyun felsefesine ancak böyle bir karşılık verebilirdik.

Bulduğumuz gol ve ikinci yarı başı yakalanan iki yada üç pozisyon bize tabelayı getirmeyince biraz oyundan düştük.
Rakip takım bu dakikalar ve buldukları gol sonrası uzun süre rahat hareket etti.
Bu bağlamda konsantre olarak düşen takım kadar tribünde olan renktaşlarıma bir öz eleştirim olacak. Böylesi dakikaları futbolun içinde bu sezon ve bundan sonraki sezonlar yaşayacağız.
Bize düşen daha fazla sahaya güç olmak, geçmiş maçta yaşananları düşünmek bizi önemli bir handikaba düşürdü.

Maçın sonlarına doğru yapılan doğru taze kuvvet hamleleri ve saha içindeki oyun taktik değişikliği takımı ve tribünleri olumlu şekilde hareketlendirdi.
Doğru pas oyunları ve baskı rakibin oyun içinde düşen fizik kondisyon gücünü teslim almayı başardı.

Doğrular kadar, yanlış noktalardan ders almamız gereken bir Avrupa yolculuğu başlangıcının ilk 90 dakikası önemli bir 3 puan ile geride kaldı.
Maçın sonunda yayıncı kuruluşta maçı bizlere anlatan arkadaşımızın dediği gibi futbol kazandı iyi niyet güldü.

Yazıma son verirken, Cumhuriyetimizin 100. yılında bu anlamlı zaferi bize emin adımlar ile kazanan güzel İzmir’in bu anlamlı gününü büyük bir gurur ile kutluyorum.
Cumhuriyet için şehit olmuş tüm Atalarımızı ve Ülkemizin bütünlüğü için günümüzde şehit düşen tüm güvenlik güçlerimizi saygı ile anıyorum.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!