Süper ligin 18. haftasının kapanışını güzel ülkemizin incilerinden Erzurum`da yaptık. Sahada aldığımız 3-0’lık net galibiyet dışında günler öncesinden camiamızın üzerine yapılan algılar ve ahlaksızlıklar sanırım bu sonuçla buz kesmiştir.

Unutulmamalı ki, bu camia sözde şike tiyatrosuna bir olup tek yumruk cevap verdiği gibi, yeri geldiğinde görevi, kurumu ne olursa olsun Fenerbahçe armasına, ismine, laf edecek tüm aymazları tek kalemde siler. Gerekli cevaplar futbolcularımız ve sayın başkanımız tarafından çok düzgün bir şekilde verilmiştir. Camia olarak, taraftar olarak hepsinin arkasındayız.

Image

Ben sahaya geçmek istiyorum…

Böylesi güzel bir futbol şehrine, böyle kötü bir zemin yakışmıyor. Futbolcuların sağlıkları her şeyden değerlidir. Bu dezavantajı ev sahibi takım oyuncuları ilk yarı sonunda tüm futbol ailesinin gözü önünde yaşamıştır. En ufak tribün gürültüsüne veya merdiven boşluğuna ceza kesen kurumların futbolcu sağlığına ve saha zeminlerine daha dikkatli yaklaşmaları gibi önemli bir görevleri vardır.

İlk yarı ev sahibi oyuncuları sakatlanana kadar başa baş bir oyun seyrettik. Hatta bölüm bölüm ev sahibinin üstün oyununu gördük. İlk golle birlikte direnci kırılan ev sahibi takım, 2. yarının ilk 15 dakikalık kısmındaki enfes oyunumuza karşılık veremeyerek teslim oldu.

Özellikle 2. yarıyla birlikte takımımız pas oyununu müthiş oynadı. Gustavo ve Pelkas bir komutan edasında arkadaşlarını sahada yönlendiren isimler oldu. Blokların yardımlaşması, açık hücumlarının doğru yapılması, doğru bek bindirmeleri ve şüphesiz ki sahadaki temaslı futbola kora kor karşılık vermek takımımız adına şampiyonluğa inanmışlığın en önemli göstergesidir.

Müthiş deplasman karnemizin evimizde oynadığımız maçlara da yansımasıyla birlikte daha önemli maçları daha kolay kazanacağımızı tahmin ediyorum.