Son yazı başlığımda en son umutlar ölür demiştim, bu sezon kaçıncı şans geldi kapımıza  hatırlaması zor ama sanırım sonuncu kez cömert bir şekilde harcadık.

Maç boyunca topun hakimi takımımızdı ancak sahada ev sahibi ekibin kurduğu oyun tuzağı ile topu kendi yarı alanımız içinde tutabildik, orta saha tercihlerimiz bu bölgeyi böylesi önemli bir deplasman oyununda yumuşak bıraktı.
Forvet bölgesi eksikliğimiz artık futbolu bilmeyen bir kişi tarafından bile rahatça anlaşılıyor, oyuncumuzun iyi niyetine bir tek kelimem yok.
Ancak dün akşam ekstra hataları ile yumuşak olan orta alana derine inip yardım etmek yerine oyun boyunun uzamasına neden oldu.

İlk yarı için  hocamızın aksini düşünüyorum top bizde kalmış olsa bile verimsiz bir oyun izledik, yediğimiz gol esnasındaki hata bu sezon kaçıncı kez oldu.
Çevre kontrolü böylesi oyun hikayelerinde çok değerli ve bu işi doğru yapamadık, uzun pasları buna hiç düşünmeden ilave ederim.
Paslar kurşun atar misaliydi; Gustavo bu maçın hikayesinde beni hayal kırıklığına uğrattı çıkarken yapılan kayıpları yamasa bile burada yaptığı hatalar görmezden gelinmemeli.

İkinci yarı Pelkas hamlesi ile takım daha verimli ön alana çıktı, yardım oyunları biraz daha verimli oldu.
Hücum oyuncumuzun değişimi kanımca geç yapıldı, sonrası rakip defansın dengesi biraz daha bozuldu. Sosa oyuna girince kilit paslar takımı daha önde tuttu ve pozisyonlar peş peşe geldi.
Bu dakikalarda ev sahibi takım kalecisi müthiş bir performans ortaya koyarak taraflı tarafsız tüm futbol severlerin beğenisini kazandı, bunun kelime karşılığı iş ahlakıdır.

Maçın özeti son 30 yada 35 dakikanın oyun geneline yayılması çok önemli ve zorluk derecesi olan iki maç bizi bekliyor.
Her iki takımda geçiş oyunlarında önemli işler yapıyor ve burası bizim zayıf noktamız, kısa süreç içinde bu oyunlara iyi hazırlanmalıyız.