Hatayspor maçında alınan beraberlik, Rizespor maçında nispeten kötü oyun sonrası beklenen derbi geldi. Galatasaray’a karşı her ne kadar takıma sonuna kadar güvensek de derbilerin sağı solu belli olmaması sebebiyle az da olsa tedirginlik vardı maç öncesi. Derbi kafasına aslında taraftar olarak 1 hafta önceden girdik.

Maç ortada başladı, hemen maçın başında Arda’ya çıkarılmayan kırmızı kart ve bu dakikalarda hakemin kontrolü kaybetmesi sebebiyle ilk yarı bir kör dövüşüne sahne oldu. Marcao’nun büyük hatasında Larin’in karşı karşıya kaçırdığı gol dışında etkili bir atak izleyemedik ilk devrede.

İkinci devrede Beşiktaş oyunu daha çok rakip yarı alana yıkarken bir kontra sırasında Diagne’nin %100 doğru kırmızı kart oyunun dengesini tamamen lehimize değiştirdi. Hocanın N’koudou ve Mensah’ı oyuna alması da tamamen bize bir abluka imkanı verdi. Beşiktaş sağlı sollu ataklarla golü arasa da hava toplarında rakip savunmanın geçit vermemesi oyunu son 12 dakikaya 0-0 soktu.

Yerden gelen bir Rıdvan ortasında Josef’in mükemmel kontrolü ve harika vuruşuyla 1-0 öne geçtik. Josef’in ilk golünü Galatasaray’a atmış olması da işin cilvesi oldu. Bu dakikadan sonra 10 kişi kalan Galatasaray tamamen risk aldı, pek çok kez 2’yi bulma şansını değerlendiremedik. Maçın sonunda Galatasaray atağı dönüşünde çok doğru çıkılan bir kontrayla skor belli oldu. 2-0.

Beşiktaş Dolmabahçe’de Galatasaray’ı yine gol yemeden yendi. Mutlak üstünlük, doğru ve akıllı değişikler ve takımın doğru reaksiyonuyla Beşiktaş liderliğini perçinledi. Bu maçı kazanması Beşiktaş’ı, ligin doğal favorisi haline getirdi. Derbinin getirdiği hava kalan haftalarda Beşiktaş’a olumlu etki de yaparsa alt tarafla fark giderek açılacaktır.