15 dev kulübün ortak paydada buluşarak aldığı bu kararın açıklanması tıpkı halkın tepkisinden çekinilerek gece yarısında alınan kararlar gibiydi. Öyle ki bu kararın altına imzasını atanlar da futbolseverlerin büyük tepki göstereceğini hatta kulüplerine gönül veren taraftarların dahi yöneticilerini protesto edebileceğini düşünüyorlardı. Bizim kulüplerimize bayram ikramiyesi tadında gelen Şampiyonlar Ligi geliri bu dev kulüpleri tatmin etmemiş olacak ki aralarında böyle bir revizeye gitmişler. Peki bu organizasyonun sürdürülebilirliğini düşündüğümüzde ne kadar makul geliyor? Bu devlerin aralarında oynadıkları maçların bize keyifli gelmesinin sebebi bu maçlara yılda birkaç kez izleyebiliyor olmamız mıdır? Ligimizde izlediğimiz derbileri her hafta izleyebiliyor olsak bizim için ne kadar vazgeçilmez olabilirdi. İnsan psikolojisinin ulaşamadığını değerli kılma konusu bu maçlara duyulan ilginin azalabileceğini söylüyor. Oluşturulan bu sistemin şimdilik merkeziyetsiz olması, başkanının hali hazırda bu devlerin birinde kulüp başkanı olması ve bu başkanın açıklamasında ‘Para en önemli şeydir’ ifadeleri futbol severler olarak bizlere 90 dakikalık bir tiyatroyu izletmeyi mi amaçlamaktadır? Şampiyonlar Ligi’ne dahi zor katılan Arsenal ve Tottenham’ın küme düşmenin olmadığı ve 25 yıllık taahhüt verdikleri bu ligde hedeflerini düşünecek olursak kendi aralarında oynayacakları derbinin galibi olmaktan öteye geçemez deriz heralde. Bu organizasyonun kurulmasında herhangi bir beis görmeyen ve 5 yıl sonra 20 takımın içinden bu organizasyonun marka değerinin kendileri olduklarını düşünen 10 takımın kendi ligini kurmasında da aynı düşüncede olabilecekler midir? Bu girişimin sonu yoktur. Futbol eğer bugün dünyayı ortak bir noktada buluşturabiliyorsa bunun baş kahramanı taraftarıdır. Taraftar olmadan bugün ne alınan sponsorluklar ne iş ortaklıkları ne de yatırımlar bu rakamlara ulaşabilirdi. Avrupa Süper Ligi’ne dahil olurken 3 kat daha fazla geliri hedefleyerek gününü kurtaran kulüpler yarın arkalarında kendilerini destekleyecek taraftar bulamayabilirler. Organizasyona futbolcu penceresinden bakacak olursak Avrupa hayali olan futbolcular için Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Süper Ligi olmak üzere Avrupa ikiye ayrılacak, A plus oyuncular doğal olarak elde edecekleri gelir sebebiyle Avrupa Süper Ligi’ni tercih edeceklerdir. Aynı zamanda Avrupa Süper Ligi önümüzdeki birkaç yıl içinde bizi izlerken en çok heyecanlandıran tüm Golden Boyları ve Golden Boy adaylarının hayallerini süsleyecek ve bu çocukları Şampiyonlar Ligine yar etmeyeceklerdir. FIFA’nın uygulayacağı yaptırımların hepsini göze alarak kurulan bu lig kendisini bizler istesek de istemesek de izletecektir.

Aslında zamanında Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Liginde de yapılan revizeleri düşündüğümüzde ratinglerin, finansal gelirlerin arttırılması hedeflenerek D klasman kulüplerin nasıl ezildiğine şahit olmuştuk. Yapılan revizelerle önü açılan Avrupanın 4 büyük liginin kulüplerinin bugün istediği gibi at koşturabildiği ortamı hazırlayanda FIFA’nın ta kendisidir. Bu yeni oluşumun yarın iptal edileceği düşünecek olursak futbolun endüstriyelleşmesinin önünün kesildiğini düşünmek yanlış olur çünkü zaten Şampiyonlar Ligiyle futbol her gün bir adım daha endüstriyelleşiyordu. Bu süreçte en çok üzülen taraf her zaman olduğu gibi futbolun gerçek sahibi olan taraftar oluyor; ‘Created By The Poor Stolen By The Rich’