NİHAYET 3 PUAN
Sonunda Trabzonspor bu hafta elde ettiği 3-1’lik galibiyetle 3 puanla tanıştı ve diğer büyük takımların puan kaybettiği haftada liderle puan farkını 3’e indirmiş oldu. Golü bulana kadar etkili bir oyun ortaya koyamamış olsak da köşe vuruşundaki güzel organizasyon neticesinde gelen gol sonucu hem zaten zayıf olan Malatya’nın kilidi iyice açıldı hem de sezon başı ana iskeletten büyük değişiklikler yaşanması sonucu kafaları doğal olarak soru işaretleriyle dolu olan oyuncuların özgüvenleri biraz olsun yerine geldi. Sonrasında kısa sürede skoru 3-0’a getirip maçı koparttık ve ikinci yarı daha oyunu yavaşlatarak, kendini riske atmayarak oynayan bir Trabzonspor izledik.
BİREYSEL PERFORMANSLAR
Bireysel olarak bu maçta iyi ve kötü oyun ortaya koyan birçok isim vardı. İyi anlamda göze ilk çarpan oyuncular Edgar ve Serkan’dı diyebiliriz. Özellikle Edgar mevkisinde o kadar güven vermiş olacak ki Uğurcan da yıllar sonra önünde gerçek bir stoper görmenin heyecanıyla maçtan sonra ilk onun yanına gidip kendisini tebrik etti. Burada bir parantez açalım. Edgar’ın Feyenoord performansı da aynı bu şekilde güzel maçlar çıkartarak başlamıştı ancak sonrasında kendine fazla güvenmesinden kaynaklı bazı hatalar yapıp gözden düşmüştü. Bu durum özellikle bizim ligimiz gibi neyin penaltı neyin nizami olduğunun ya da futbolcuların ceza sahasında birbirine ne kadar temaslı oynayabileceğinin bir standartının olmayıp hakemin o anki keyfine ya da aldığı talimata bağlı olduğu bir ligde başımıza iş açabilir çünkü Edgar temaslı oyunu seven bir oyuncu. Umalım da öyle olmasın diyelim.
Serkan Asan da bugün defansif olarak bazı hatalar yapsa da (iptal olan goldeki yediği çalım biraz amatörceydi) hücuma verdiği katkı inanılmazdı. Verdiği Ekuban pasıyla aslında ikinci goldeki asistin kendine yazılmasını hak etmişti. Ayrıca kendisine dengesiz ve yüksekten atılan toplara da ilk dokunuşları ve top kontrolünü çok iyi yaptı genel olarak. İkili mücadelelerde de dediğim gibi zaman zaman hatalar yapsa da genel olarak başarılıydı.
Afobe ve Baker da yeni transfer oldukları takıma çabuk uyum sağlamış gibi gözüküyorlar. Onların dışındaki Marlon da çok üst düzey değildi ancak hazırlık maçlarındaki halinden çok daha derli topluydu.
Abdülkadir gayretli, Nwakaeme ise iyi oynadı ama mutsuzdu. Sonra bazı muhabirler bu mutsuzluğunun ailevi sebeplerden kaynaklandığına dair haberler yaptılar. İnşallah kendisi adına aşılamayacak bir şey yoktur demek istiyorum çünkü ona gerçekten ihtiyacımız var. Kendisine ayrı bir paragraf açmak istemediğim Hüseyin Türkmen sahanın zayıf ismiydi her zamanki gibi.
MAÇ YANILTICI OLABİLİR
Sonuçtan ve sonuca gidene kadarki oyundan memnun da olsak şunu unutmamak gerek ki Malatyaspor bu sene ligin en zayıf takımlarından birisi (bana göre en zayıfı). Bu maç muhtemelen 3 gol yedikleri son maç olmayacak, zaman zaman daha fazlasını da yiyeceklerdir. Gerçekten Malatyaspor adına sahada umut verici hiçbir şey göremedim. Bu yüzden takımın stoper açığının, ofansif orta saha ve kulübeye takviye ihtiyacının hala devam ettiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Bir de işin tarladan hallice antrenman sahalarında yetersiz kondisyonerlerle yapılan antrenmanlar sonucu her hafta verilen sakat futbolcular boyutu var. Bunu da düşününce diğer takımlara 15 iyi oyuncu lazımsa bize 20 tane lazım diyebiliriz. İlerleyen haftalarda neler olacak, Hüseyin Çimşir’in diyişiyle ‘bekleyip göreceğiz’
Herkese iyi haftalar.