Bu maç öncesi her şey Fenerbahçe galibiyetini işaret ediyordu belki de. Kadıköy’de 15 yıllık yenilmezlik ve Fenerbahçe’nin Beşiktaş’a nispetle lige daha iyi başlamış olması Fenerbahçe’yi kağıt üzerinde favori yapıyordu. Bu tür maçlarda favori olmayacağını bir kez daha anlamış olduk.
Maç Fenerbahçe’nin üç önemli atağıyla başladı. Topu daha çok ayağında tutan Fenerbahçe, topu verimli kullanamazken Beşiktaş topu kaptığı gibi en kısa yoldan üçüncü bölgeye ulaşmaya çalışıyordu. Bu şekilde başlayan maçta Aboubakar’ın da aşırı formda olması maçı 20 dakikada 0-2’ye getirdi. Beşiktaş bundan sonra da aynı şekilde hücum etmeyi sürdürdü. Hakemin maçı dengelemek için yaptığı hamleler Beşiktaş’ın hızını kesti ve Fenerbahçe’nin golü geldi.
Gol sonrası oyun Fenerbahçe kontrolüne geçerken, Beşiktaş bir de Larin’in ikinci sarı kartıyla 10 kişi kaldı. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe daha sert ama yine aynı verimsizlikte hücum etmeye başladı. Tam bu olurken yine kontra atakta Necip’in üçüncü golü geldi. Bu golden sonra 10 kişi olmanın ve yorgunluğun da etkisiyle Beşiktaş tamamen gömüldü. Fenerbahçe’nin üçüncü golü geldi. Bu gol sonrası oyunun öncesinde yaşanan senaryonun aynısını yaşadık. Yorgun oyuncuların arasından sıyrılan N’koudou’nun mimarı olduğu N’sakala’nın golüyle maç büyük ölçüde bitti. Son dakikadaki penaltı sonrası Kadıköy’de 15 yıl öncenin skoru yazıyordu. 3-4.
Beşiktaş’ta bu altın değerinde galibiyetin baş mimarı Sergen Yalçın’ın oynattığı akıllı oyundu. Verimli, kompakt ve hızlı hücum eden Beşiktaş sonuca çok daha odaklıydı. Erol Bulut’a bir hocalık dersi verdi Sergen Hoca.
Beşiktaş daha kolay gözüken fikstürde kaybettiği puanları Başakşehir ve Fenerbahçe galibiyetleriyle telafi etmiş oldu. Beşiktaş artık şüphesiz yarışta ve bu motivasyonla pek duracak gibi değil.