Murat Ozturk2019
Murat Ozturk2019

Çağlar değiştikçe yaşamımıza yön veren pek çok çizgi değişiyor. Futbol şüphesiz bunların en önemlisi ve pek çok konunun başlığı, saha içi hatalar olduğu gibi bu denli önemli bir oyuna saha dışından şekil verme çabaları mutlak oluyor.

Cumartesi akşamı çok önemli bir doksan dakika için; Karadeniz’de yeşil zemine çıktık.
Bazı kesimler için bu maç sadece bir oyun değil, çıkarların bitmek bilmeyen başlangıç noktasıydı.

Amaçları uğruna bir şehri nasıl hazırlamışlar, taraflı tarafsız tüm futbol paydaşları anlamıştır.
Sahadan yenilgi ile ayrılan takımımız çok değerli bir üç puanı kaybetti, çıkarların mutluluğunu yaşayanlar kazandıkları üç puanın yanında, ilerleyen sezonlarda çok daha değerli ögeleri kaybettiklerini görecekler.

Umarım ilerleyen zamanlarda hiç bir yazıya böyle başlamam diyerek, yeşil zemine futbolun gerçekten oynanması gereken noktaya iniyorum.

Geçtiğimiz hafta teknik ekibimizi başarılı oyundan dolayı tebrik etmiştim. Fakat her oyunun hikayesi ayrıdır, dış etkenler kadar bu yenilgide sorumlulukları çok fazladır. 

Saha içine doğru taktiği yansıtamamak, oyuna zamanında gerçekçi müdahaleyi yapamamak, saha içi dizilim hataları inanın maçın hakeminin verdiği hatalı kararlar kadar önemli ve göz önünde tutulmalıdır.

Minik bir örnek ev sahibi maçın son dakikalarında, skor avantajını korumak adına geriye yaslandı. Rakip takım hava toplarında oldukça üstünken oyuna alınan kaptanımız Emre saha içindeki Ozan Tufanın hemen arkasına konuldu. Ceza sahasına aradan etkin paslar atan kaptan bu topları tehlikeli bölgeye göndermek adına havadan yüksek toplar ile oynamak zorunda kaldı.

Sahada bunu düzeltme adına en ufak bir müdahale ben görmedim, eğer maç heyecanı ile pas geçmiş isem özür diliyorum. Gelelim maçın başına böylesi stresli bir ortamda gol ile başlamak oyuna büyük avantaj, ev sahibi baskı yese stres olacak.

Bunun yerine takımı geriye yaslamak akıl tutulmasının başlangıç noktası oldu. Ev sahibi üstümüze gelmeye başladığında takımımız sahada sakin kalmayı başaramadı. Saha içi dizilim hataları burada da karşımıza çıktı, ilk hakem hatası kadar yediğimiz gollerde önemli bir hata olarak notlarımıza yaza biliriz.

Kalecimiz gelecek vaat ediyor olsa bile her iki golde hatalı, rakibin direkten auta çıkan kafa dokunuşunda tribünlerden etkilendiği net olarak gözden kaçmadı.

Bunlar istatistik olarak ne kadar rakibe üstünlük kurarsak kuralım kendi hatalarımız, maçın hakemini ve VAR odasını yazmama bile gerek yok. Yaptıkları hatalardan dönmek adına en ufak bir hamleleri olmadı.
Maçı istekler üzerine yönettiklerinin bir göstergesi bunu buraya yazmak çok acı fakat mesleğe ihanet ile hatayı insanlar ayıra biliyorlar.

Değerli Öyküm Dizdarın; BU BİR MAÇ YAZISI DEĞİLDİR başlıklı bu haftaki güzel yazısını pek çoğunuz okumuşsunuzdur.
Başlangıçta kaynaklara dayanarak verdiği örnek çok önemli zaman içinde futbola giren eller ve fikirler yarınımız için daha büyük tehlikedir.

Tarih tekerrürden ibarettir diyerek hatası ile sevabı ile bu yazıma son veriyorum…!